Kategori: SAĞLIKLI BESLENME

Sağlıklı zayıflama, Güçlü bağışıklık sistemi, Kuvvetli bünye, İdeal kiloya ulaşma ve daha fazlası adına aradığınız her türlü bilgiyi bulabileceğiniz bir bölüm.

  • Yağ Dosyası

    Yağ Dosyası

    Yağ Dosyası, Günlük Hayatımızdaki Yağlar

    Zeytinyağı, Tereyağı, Ayçiçek ve Mısırözü yağları; hangi yağ, nereden hangi koşullarda sağlıklı !

    Zeytinyağı: Ω9, Tereyağı: Ω3, Ayçiçek ve Mısırözü yağları: Ω6 içerir.

    Yağ Dosyası Önemli not: Hayvan otla besleniyorsa tereyağında Ω3, ahırda endüstriyel yemle besleniyorsa damar tıkayıcı (Aterojenik) yağlar içerir. 

    Yağ dosyası-Yağların sınıflandırılması
    Yağ dosyası-Yağların sınıflandırılması

    Yağ Dosyası Yağlar ile ilgili DİKKAT çekici başlıklar

      • Kanadada yapılan bir araştırma sonucuna göre, Margarinle beslenen annelerin sütündeki yağın %10’u Trans yağ asidi içeriyor.
      • Çiftliklerde, ahırlardaki hayvanlar genetik yapısına uygun yüzbinlerce yıldır alışık olduğu besin olan ot yerine Pancar küspesi, Mısır silajı, Pirinç kırığı gibi nişasta ağırlıklı gıdalar ile beslendiğinden şeker hastası olmuş, Etinde, Sütünde ve iç yağındaki, yağ asit bileşimi bozulmuş olduğundan, vücudunda damar sertliği yapıcı doymuş yağ asitleri bulunmaktadır.

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    • Çiftlik (Ahır) hayvanının vücudunda, çayır hayvanının vücudundakinden 5 kat daha fazla kolesterolü oksitleyen doymuş yağ asitleri vardır.
    • Mera hayvanının vücudunda bulunan (Süt, İç, kuyruk yağı) esas yağ asidi, Palmitik asit değil Stearik asittir ve 37.5 C°’de eridiğinden bağırsaktan emilmez. Ateşli bir durumda bir şekilde emilse bile, 15 dk sonra Oleik asit’e, yani Zeytinyağına dönüşür.
    • Doğal (Merada) beslenen ineğin sütünde dünyanın bugüne kadar bildiği en büyük antioksidan olan Alfaminolimik asit ve İnsüline benzer bir büyüme hormonu vardır ki, bu gençlik aşısıdır, bütün hücrelerin kendisini yenilemesini sağlayan maddedir.
    • Özellikle bitkisel yağların ısıtılması ile ortaya çıkan doğa dışı ve vücut tarafından üç boyutlu olarak tanımlanamayan yağlar, metabolize edilemediğinden karaciğerde yağlanma veya damar duvarında bir aterom plak olarak ömür boyu kalmaktadır.

      Yağ dosyası-Aterom plak
      Yağ dosyası-Aterom plak
    • Amerikada, Ayçiçeği ve Mısırözü yağı kullanımı sebebiyle, hastalık (Kanser, Kalp, Diyabet) masrafları o kadar arttı ki, 2002 yılında başkan Bush, halka bu yağları kullanmayın çağrısı yaptı.
    • Ayçiçek ve Mısırözü yağları ısıtıldığında doğada olmayan üç boyutlu yağ asitleri yani Trans yağ oluşumuna, bu da kandaki Kolesterolü oksitleyerek damar sertliğine sebep olur.

    Yağ Dosyası AYÇİÇEK ve MISIRÖZÜ yağları hakkında tüyler ürpertici gerçekler

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    Günümüzde Tüketebileceğimiz En Sağlıklı Yağ; ZEYTİNYAĞI

    En sağlıklı sıvı yağ, koyu renk cam şişede satılan, Isıl işlem görmemiş, Erken hasat, Soğuk Taş Baskı, sızma Zeytinyağıdır (Riviera tipi sadece %5 sızma zeytinyağı içerir).

    “Zeytinyağı ısıtılınca yanar”  büyük bir yalandır . . !

    Bilakis, Zeytinyağı, 240°C dumanlaşma sıcaklığına  sahip (Tava sıcaklığı 180°C) olduğundan kızartmalar dahil her yemek ve pişirme yönteminde güvenle kullanılabilecek YEGANE yağdır. 

    Erken hasat, soğuk sıkma Zeytinyağı doğanın erişkinlere sunduğu bir ana sütüdür (C.E.KARATAY)

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

  • Su Dosyası

    Su Dosyası

    Hangi su, Nereden, Nasıl ve Ne kadar içilmeli ?

    Suyun önemi:*Su Dosyası

    Su Dosyası *Su, dünyamızın ve bünyemizin 3/4’ünü oluşturan yaşam kaynağımız.

    Her ne kadar dünyamızın 3/4’ü suyla kaplı olsa da, bunun içilebilir miktarının % 3’den az olduğu ve bunun da her an Kimyasal gübre, İlaç, Deterjanlar, Sanayi atıkları, Petrol ürünleri vs. ile kirletildiğini unutmayalım. Şu anda dahi, California’daki bir kasabada suyun eve 0,5 lt’lik pet şişe kolileriyle temin ediliyor olması ibret alınması gereken acı bir gerçektir. Bütün ihtiyaçlar için 0,5 lt’lik şişelerin kullanılacağı günlerin uzak olmadığını düşünerek, mevcudu son derece iktisatlı kullanmamız gerektiğini Lütfen, hatırımızdan çıkarmayalım.

    Su, vücudumuzun gereksinim duyduğu en temel ihtiyaç olup, yaşam için oksijenden sonra en önemli, en sık ve en fazla miktarda tüketilen bir besin öğesidir. Vücut ağırlığının % 2-3’ünden fazla su kaybı “Dehidrasyon” olarak tanımlanır. Bu kaybın % 10’lara ulaşması durumunda hayati tehlike söz konusudur. 

    Tam da, diğer besin öğelerine nazaran (Yağ, Karbonhidrat, Protein, Vitamin ve Mineraller) daha sık ve fazla tüketildiğinden bahsetmişken suyun, genelde göz ardı edile son derece hayati öneme sahip başka bir özelliği ile konuya giriş yapalım;

    Su Dosyası-pH cetveli
    Su Dosyası-pH cetveli

    Su Dosyası *pH Kavramı

    Bir sıvının içindeki p(H⁺)=-log[H⁺] veya p(OH⁻)=-log[OH⁻] iyon yoğunluğu miktarına bağlı olarak Asit veya Baz olma seviyesini tayin eden ölçü birimidir. 0 (Asit) —– 7 (nötr) —– 14 (Baz) arasında bir değer olduğunu ve yukarıdaki renklerin bu ifadeler için tanımlanmış uluslararası renkler olduğunu belki ortaokul sıralarından hatırlarsınız. Bizim kanımız da 7,35, yani çok hafif bazik taraftadır. Ancak, bu değerdeki küçük sapmalar, örneğin 7,1’e düşmesi Metabolik asidoz, 7,0’a düşmesi ölümümüze neden olur.

    Ne yazık ki, yoğun bir hayat süren günümüz insanı gıdası için gerekli özen ve zamanı ayırmak yerine, Beyaz Un, Şeker, Pirinç, Doyurulmuş (Hidrojenize, Trans) Yağlar, E’li katkılar vs. ile üretilmiş, işlenmiş (Rafine), kızartılmış, hazır endüstriyel gıdalar, Asitli içecekler gibi hazır besinleri tercih ve rağbet ederek, sağlıklı olan Bazik yapısını (Kan pH⁺:7,35) Asidik hale getirerek, başta Aşırı şişmanlık (Obezite), Kanser olmak üzere kronik hastalıklara maruz bırakıyor.

    İşte bu yüzden içtiğimiz Su, yukarda anlatıldığı üzere asla 7,35‘az olmamak kaydıyla, 8,0, 8,5 civarında tüketilmesi tercih edilmelidir. Suyun 8,0, 8,5 olarak alınması, besinlerle aside giden kan pH’ımızı dengeleyerek bizi bu dertten kurtaracak önemli bir rol oynayacaktır.

    Konuşmacı: Hay Sağlık Merkezi kurucusu Uzman aile hekimi Dr. Ender SARAÇ.

    Nereden temin edilmeli ve Nasıl taşınmalı 

    Su, konusunda dikkat edilmesi gereken diğer önemli hususlar, suyun nereden temin edildiği, nasıl taşındığı ve muhafaza edildiğidir. Ne yazık ki, günlük hayatımızda kullanılan pet şişeler Ftalat, 19 lt’lik damacanalar ise Bisfenol A ihtiva etmektedir. Bu kimyasal maddeler vücudumuzun hormon sistemini (Endokrin) bozarak göğüs kanserinden, şişmanlatıcı etkiye kadar bir çok zarar veriyor. Bu yüzden, tercihen evinize bir filtre cihazı alın ve suyunuzu evden bir cam şişe ile yanınıza alınız.

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    Su, konusunda en çok kafa karıştıran bir mevzu da, günlük içilmesi gereken miktardır. Herkesin kilosu, bünyesi, genetiği, metabolizması, yaşam tarzı, alışkanlıkları, bulunduğu ortam koşulları farklıdır. Dolayısıyla, bu miktarı tayin etmenin en sağlıklı yolu idrar renginizin şeffaf açık sarı olmasını sağlayacak kadar suyu tüketmenizdir.

    Konuşmacı: Florence Nightingale Hastanesi, Kardiyoloji ve İç hastalıkları uzmanı, Prf.Dr. Canan Efendigil Karatay.

  • Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli

    Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli

    Ω 3 Kimyasal Olarak Bir Yağ Asididir

    Omega 3 neden bu kadar önemli; 1) Vücudumuz tarafından üretilemeyen elzem (Esansiyel), yani dışardan almak zorunda olduğumuz bir yağ asididir.

    2) Bitkisel ve Hayvansal olmak üzere 2 çeşidi vardır. Zira, ben Omega 3 alacağım diye yıllarca semizotu, ceviz vs. peşinde koştuğumu hatırlarım. Ancak, bizim Bitkisel değil, Hayvansal Omega 3’e ihtiyacımız vardır. Hayvanlar (Koyun, İnek, Balık vs.) Omega 3’ü bitkilerden alıp bu dönüşümü kolayca yapabilmektedir. Ne yazık ki, bizim bünyemiz Bitkisel Omega 3’ü HayvansalOmega 3′e çevirme konusunda pek başarılı değildir. İhtiyacımız olan 1,6 gr/gün Hayvansal Ω 3’ü vücudumuza sağlayabilmek için 14 kg semizotu veya 3 kg ceviz yememiz gerekmektedir. Halbuki, hayvansal kaynaklardan elde ettiğimiz 1,6 gr Omega 3 vücudumuz tarafından % 100 kullanılabildiği için günlük ihtiyacımızı karşılamak için yeterli olacaktır.

    3) Omega yağ asitleri grubundan Ω5 sadece Bitkisel, Ω6 zeytin yağının içinde mevcut, Ω7’nin Hayvansalı doğada pek bulunmuyor, Ω9 ise zeytinyağının kendisidir. Ancak, Ω3 yalnız ot yiyen hayvanların ürünlerinde bulunmaktadır. Ne yazık ki, günümüzde Koyun, İnek ahırda, Balık çiftlikte, Tavuk kümeste hiçbiri ot yemiyor, hepsi endüstriyel yem ile besleniyor. İşte bugün, Ω3’ü hayvanlardan temin etme yolu son derece sınırlı olduğu için Ω3 devamlı gündemde bulunuyor.

    4) Vücudumuzdaki 17 trilyon hücrenin, 3 katlı Lipoprotein yapısındaki zarının 2 lipit (yağ) katının ana bileşenidir. Aşağıda madde madde belirtildiği şekilde vücut hücrelerimiz için ciddi yaşamsal faydalar sağlayan koruyucu bir elemandır . 

    Bitkisel Ω 3= (ALA) α-linolenik asit,

    Ω 3, kimyasal adı (ALA) α-linolenik asit (18:3 n-3) olan, yani 18 karbonlu, 3 çift bağı olan Doymamış bir yağ asididir.

    Hayvansal Ω 3= (EPA) Eikosapentaenoik asit,

    Ω 3, kimyasal adı (EPA) eikosapentaenoik asit (20:5 n-3) olan, yani 20 karbonlu, 5 çift bağı olan Doymamış bir yağ asididir

    Hayvansal Ω 3= (DHA) Dokosaheksaenoik asit,

    Ω 3, kimyasal adı (DHA) eikosapentaenoik asit (22:6 n-3) olan, yani 22 karbonlu, 6 çift bağı olan Doymamış bir yağ asididir

    Konuyu zihnimizde netleştirmek amacıyla gelin bu elemanın yağlar içinde hangi sınıfta olduğuna bakalım.

    Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli-Yağların sınıflandırılması
    Yağların sınıflandırılması

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    Konuşmacı: İç Hastalıkları Uzmanı, Diyetisyen, Yazar, Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU.

    Vücudumuzun Ω 3 ihtiyacı: 1,6 gr/ gün Hayvansal. Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli.

    Ω 3 Vücudumuza Farklı Yönlerden Hayati Faydalar Sağlıyor, Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli.

    Omega 3 Neden Bu Kadar Önemli-Omega 3'ün faydaları
    Omega 3’ün faydaları
  • Omega 3 ile İlgili Önemli Ayrıntılar

    Omega 3 ile İlgili Önemli Ayrıntılar

    Hangi Ω 3, Hangi Kaynaktan Temin Edilmeli

    Sağlıklı olmak için günde 1,6 gr Hayvansal Ω 3 ihtiyacımız vardır, Omega 3 ile İlgili Önemli Ayrıntılar

    Omega (Ω) 3 ile ilgili önemli ayrıntılar, günlük ihtiyacımızın Bitkisel kaynaklardan ziyade biyoyararlılığı %100 olan Hayvansal kaynakları tercih etmekle başlıyor. Bu miktarı da, içeriği şüpheli haplar yerine öncelikle Organik, Halk veya Köylü pazarlarında, ot yiyen hayvanların ürünlerinden almayı tercih etmeliyiz.

    Omega 3, vücut hücrelerimizin zarında yer alır ve hücreyi dış tehditlerden koruyan vazgeçilmez bir yağ asididir.

    1) Ω 3’ün kaynağı yeşil bitkilerdir ve (ALA) Alfa linolenik asit adı verilen Bitkisel Omega 3 içerir.

    2) Kara hayvanları ot, balıklar yosun ile beslenir, buradan aldıkları Bitkisel Ω 3’ü vücutlarında rahatlıkla (EPA) Eikosapentaenoik asit ve (DHA) Dokosaheksaenoik asit adı verilen Hayvansal Omega 3‘ler olarak sentezleyebilirler.

    Omega 3 ile İlgili Önemli Ayrıntılar-Omega 3 açık formülleri
    Omega 3 açık formülleri

    3) Ancak, vücudumuz 7 gr Bitkisel Ω 3’den sadece 1 gr Hayvansal Ω 3 (~%15 verim ile) sentezleyebilirken, hayvanlardan sağladığı Ω 3’ü 1’e 1  olarak (%100 verim ile) kullanabildiğinden, Hayvansal Omega 3 alımı önem kazanmaktadır.

    4) Balıklar yosun yediği için yağ dokularında Omega 3 mevcut, ancak bunun için balıkların serbest dolaşıyor olması gerekir. Ne yazık ki, Endüstriyel yemle beslendiği için Çiftlik balıklarında Ω 3 yoktur.

    5) Diğer yandan, denizlerimizde ağır metal zehirlenmesi olduğundan haftada iki kereden fazla balık tüketimi önerilmemektedir.

    Konuşmacı: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı, Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL.

    6) Omega 3 temini için balık ve/veya takviye kullanmak yerine, en sağlıklı yol ot yiyen hayvanların ürünlerine erişmektir. Zira, ot yiyen hayvanın etinde de, sütünde de, yağında da Hayvansal Omega 3 vardır.

    7) Unutulmamalıdır ki, hap olarak alınan takviyelere Z.yağı, Omega 6 vs. farklı yağların katılması, ağır metal içermesi, hayvansal yerine Bitkisel Omega 3 içermesi veya renk ve kokudan arındırmak üzere ısıl işlem görmüş ise yağın özelliğini yitirmesi gibi tehlikeler mevcuttur.

    Konuşmacı: İç Hastalıkları Uzmanı, Diyetisyen, Yazar, Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU.

  • Omega Ailesi

    Omega Ailesi

    Omega 3, 5, 6, 7, 9 yağ asitleridir

    Omega 3 ve 9 en hayati olanlardır

    Omega ailesi 5 farklı yağ asidinden meydana gelir. Omega, ön eki ile ifade edilen bu yağlar vücut tarafından üretilemeyen elzem (*Esansiyel), yani besinlerle dışardan almak zorunda olduğumuz yağ asitlerini ifade eder.

    *Organizmada sentezlenemeyen, dışarıdan besinlerle alınması gereken, alınmadığı zaman yetersizliği sonucu kendine özgü semptomlar oluşturan yağ asitlerine Esansiyel (Elzem yağ asidi) denir.

    Konuşmacı: İç Hastalıkları Uzmanı, Diyetisyen, Yazar, Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU.

    Bu yağ asitleri sırasıyla; * Omega Ailesi

    Omega-3, Omega Ailesi

    Bitkisel: α-linolenik asit (ALA), (18:3 n=3),

    • Semizotu, Keten tohumu yağı, Kuru baklagiller, Kenevir tohumu yağı, Ceviz vs. içinde bulunur,

    Hayvansal: Eikosapentaenoik asit (EPA), (20:5 n=3), 

    Dokosaheksaenoik asit (DHA), (22:6 n=3),

    • İnek, Koyun, Keçi, Tavuk gibi serbest gezinen, Ot yiyen hayvanların Et, Süt, Peynir, Yoğurt, Yumurtası, serbest gezinen, Yosun yiyen Balıklar vs. içinde bulunur,

    Omega-5,

    Bitkisel: Punisik asit (PA), (18:3 n-5),

    • Bazı tropik meyve çekirdeklerinde, ama ülkemizde Nar ve Kudret narı vs. içinde bulunur,

    Omega-6,

    Bitkisel: Linoleik asit (LA) (18:2 n=6),

    • Ayçiçek yağı, Mısırözü yağı, Çiya tohumu, Pamuk çiğiti yağı vs. içinde bulunur,

    Hayvansal: Araşidonik (AA) (20:4 n=6),

    • Karaciğer, Beyin, Et, Tavuk, Yumurta vs. içinde bulunur,

    Omega-7,

    Bitkisel: Palmitoleik asit (POA) (16:1 n=7),

    Bazı tropik meyve çekirdekleri ve deniz yosunlarında, ama ülkemizde Yalancı İğde vs. içinde bulunur,

    Hayvansal: Vaccenic asit (VA) (18:1 n=7),

    Not: Doğada pek bulunmayan bir yağ asididir.

    Omega-9, *Omega Ailesi

    Bitkisel: Oleik asit (OA) (18:1 n=9),

    • Zeytinyağı, Fındık yağı, Avokado, Susam, Kuruyemişler vs. içinde bulunur.

    Hayvansal: Eicosantrienoik asit (20:3 n=9), Palmitoleik asit (16:1 n=9), Miristoleik asit (14:1 n=9),

    Not: Hayvansal kaynaklarda az miktarda bulunan bir yağ asididir.

    Genel bakış: 

    Omega grubunun hepsi tekli veya çoklu doymamış yağ asitleridir. Doymamış yağ asitlerinin zincirlerinde çift bağlar ve bazı fonksiyonel gruplar bulunur.

    Oda sıcaklığında sıvıdır ve bitkisel yağlar, zeytin ve yağlı balıklarda bulunurlar. 

    Omega Ailesi-Yağ asitleri tablosu
    Yağ asitleri tablosu
  • Öğünlerimiz

    Öğünlerimiz

    Öğünler, Ara Öğünler, Atıştırmalar, Kaçamaklar

    Doğrusu nedir ? Hangisi, ya da hangileri kaç tane olmalı

    Öğünlerimiz konusunda;

    Genel kanı: Günde 3 öğün ve en az 2 ara öğün yenmelidir.

    Hipokrat, Temel Hastalık Kuramı, Yanlış Beslenme“. “Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun“, tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme !) ilkesidir.

    Hakikat: Sağlıklı İdeal beslenme günde iki öğün olmalıdır.

    Kimin icadı bu öğlen yemeği !

    HzMuhammedMide hastalıkların evidir. Tedavinin özü ise perhizdir”. Kendisinin öğlen yemeği yediğine dair hiçbir rivayet yoktur. Dahası, efsanevi kişilik hekimlerin piri Lokmanın görüşü dahil o dönemden beri Öğlen öğünü diye bir olay yok. Üstelik, Osmanlı saraylarında bile iki öğün yemek çıkarmış. “Kuşluk taamı” ve “Akşam taamı” olarak.

    Öğünlerimiz-Uzun yaşamın sırrı çözüldü
    Öğünlerimiz-Uzun yaşamın sırrı çözüldü
    Yapılan bir çalışmada A grubu farelere ihtiyacından Az, B grubu farelere ihtiyacı kadar, C grubu farelere ihtiyacından Fazla besin verilmiş.
    Sonuç: İlk olarak C grubu, sonra B grubu fareler ölmüş, En uzun yaşayan A grubu olmuştur.
    • Gelin ilk önce genel kanıdaki durumu ele alalım. 3 ana, iki ara, günde toplam 5 öğün oluyor. Sabah kahvaltınızı saat 08:00, 5. son öğününüzü akşam 20:00 civarında tamamladığınızı düşünelim. İlk öğün ile son öğün arasında 12 saat, öğünler arasında 4 aralık olduğuna göre,

    öğünler arasında 12/ 4 = 3 saat zaman vardır.

    • Diğer yandan, 3 ana, 4 ara öğün öneren diyetisyenler de var. Bu durumda, aynı mantıkla ilk öğün ile son öğün arasında 12 saat, öğünler arasında 6 aralık olduğundan,

    öğünler arasında 12/ 6 = 2 saat zaman olacaktır.

    O zaman, tam burada şu iki hayati soruyu sormamız gerekiyor,

    1) Biz, her 2 veya 3 saatte bir yemek yemeli miyiz ? dahası,

    2) Eğer, aralarda açlık hissediyorsak, bu durum normal midir ?

    Cevap: Kesinlikle, HAYIR !

    Acıkmanın tek nedeni, işlenmiş (rafine, lifsiz) gıda tüketimidir* Öğünlerimiz

    Zira, tüm dünyadaki kapitalist Gıda sistemi, Basit üretim süreçleri, Hızlı tüketim, Dondurarak ürün nakli (daha ziyade zincir gıda şirketleri) ve Raf ömrü uzatma amacıyla, bağırsak hareketlerini artıran, şeker (glikoz) emilimi yavaşlatan çözülmeyen lifleri (100 gr beyaz ekmek 0,3, bisküvi, kek 0,1 gr lif içerirken, tam buğday ekmeği 8-12 gr lif içermektedir) besinlerin içinden Kasıtlı olarak çıkartmışlardır. Dolayısıyla, Rafine un, Şeker (Früktoz şurubu) içeren tüm işlenmiş paketli, paketsiz hazır gıdaların tüketilmesi ;

    1. Kan şekerinin zıplamasına (100→ 200, 300.. mg/dl), damar duvarları zarar görmesin diye bunu düşürmek üzere pankreasın ani ve kontrolsüz İnsülin salgılaması üzerine kan şekerini süratle tekrar düşürmesine, mütakip ~2 saat içinde tekrar açlık hissedilmesine,
    2. Kandaki insülin seviyesinin yüksek olması sebebiyle, İnsülin hormonu, ikinci asli görevini yerine getirmek üzere, besinlerle alınmış olan tüm enerjinin yağ olarak depo edilmesine,
    3. Bu tür besinlerin tüketimi devam ederse, karaciğer yağlanması ve zaman içinde tekrar eden ani, kontrolsüz İnsülin salgısı sebebiyle Şeker (Diyabet-II) kaçınılmazdır. Takiben, Obezite, Yüksek tansiyon, Kalp ve Damar hastalıkları neticesinde devam eden tablo, belki MS (Multiple Sclerosis) ile vücut iflasına neden olacaktır.

    * Öğünlerimiz, Peki, doğruyu nasıl bulacağız ?

    Çözüm: Öğünlerimizde Kepekli makarna, Bulgur, Yulaf ezmesi, Baklagiller, Tam tahıl veya Tam buğday mantığıyla, iri taneli olarak üretilmiş unlardan, zeytinyağı ile pişirilmiş tuzlular, Hurma, Kuru meyve, Keçiboynuzu özü veya pekmezi ile yapılmış tatlılar gibi Lifli karbonhidratlar (CHO), Zeytinyağı, köy Tereyağı/ Yumurtası, Keçi/Koyun eti, Peyniri gibi sağlıklı Yağ ve Protein içeren gıdalar tüketilmesi ;

    1. Besinlerdeki lif, yün yumağı şeklinde onikiparmak bağırsağını tıkayarak sindirim sisteminden kırılan şekerin (Glikozun) kana yavaş yavaş karışmasını, ani kan şekeri zıplaması yaşanmadığı için İnsülinin yavaş ve kontrollü salımı sayesinde onun birincil görevi olan şekeri yakarak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi temin etmesini sağlar. Bu süreç uzun zaman (5-7 saat) açlık hissedilmemesine,
    2. Eğer, bir öğün sonrası vücutta herhangi bir besin tüketimi olmazsa, 3,5-4 saat sonra, 1992 yılında keşfedilen ve İnsülin hormonunun tam tersi görev yapan, Leptin isimli bir hormon salgılanır ve tekrar bir besin tüketimi yapılana dek yağlanma yerine, Leptin hormonunun etkisiyle bilakis vücut yağları yakılarak enerji olarak kullanılır (İşte bu yüzden spor dahi yapmadan, sadece ve sadece Sağlıklı Beslenme alışkanlığı sayesinde ideal kilonuza ulaşmak mümkündür),
    3. Besinlerdeki lifin etkisiyle şekerin (Glikozun) ve buna bağlı olarak İnsülinin ani zıplaması önlendiği için, onu salgılayan pankreas β hücrelerinin ileriye dönük olarak yıpranmaları önleneceğinden, Şeker (Diyabet II) ve devamında muhtemelen yaşanacak olan diğer kronik hastalık riskleri bertaraf edilmiş olacaktır.

    Dahası, eğer “Ben günde iki öğün beslenerek Sağlıklı kalmakla birlikte bir de “Uzun yaşamın sırlarını keşfetmek istiyorum.” diyorsanız. Aşağıda, Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlunun, nobel tıp ödüllü Japon hücre biyoloğu Yoshinori Ohsuminin çalışmaları doğrultusunda tasarladığı ve zaten temel mantığı tüm hak din ve kültürlerde mevcut olan, ayda bir veya birkaç defa uygulanabilen ve kendisinin 30 günde 10 yıl adını verdiği Gençlik orucunun ayrıntılarını dinleyebilirsiniz.

  • Mucize Diyetler

    Mucize Diyetler

    Genel eğilim: Her gün yeni bir bilimsel iddia ile ortaya çıkan Diyet ve Kür yöntemlerinin denenmesi !!!

    Hakikat: Mucizevi diyet bir Peri Masalı, Diyet ise Rüyadır.

    Mucizevi bir diyet olsa, şişman insan kalır mı ? ? ?

    Siz, hiç diyet yaparak “ileriye dönük, kalıcı” bir sonuca ulaşan birine rastladınız mı ? ? ?

    İSPATLAR : “Diyet” diye ifade edilen beslenme yöntemlerinin özellikleri ;

    1) Belirli bir süre boyunca uygulanır !

    Açıklamalar: Belirli bir zaman dilimi içinde uygulanan beslenme alışkanlığı değişiklikleri Yöntem, Süre ve Şiddete bağlı olarak sizi hedefe ulaştırabilir ! Ancak, sürenin kısalığı ile orantılı olarak kilo kaybı, büyük oranda Su kaybı, dahası düşük kalorili diyetlerde süre uzarsa Kas kaybı olarak yaşanır. Unutmayınız ki, hedef vücuttan Yağların atılması olduğundan kilonun nereden gittiği son derece önemlidir.

    Sonuçta, ne yazık ki, diyet sonunda eski alışkanlıklara geri dönülmesi ile, Su , Kas ve Yağdan oluşan kilo kaybı ekseriyetle Su ve Yağ olarak telafi edilecek ve aynı kiloya dönülse bile, Kas kaybı tamamen geri dönmeyecektir.

    Halbuki, vücut kas oranı, yağ yakma kapasitesini artıran çok önemli bir unsurdur. Bu durum, kadınlarla aynı işi yapan erkeklerin neden daha fazla kalori harcadıklarının da açıklamaktadır.

    2) Diyetler daima belirli kısıtlamaları beraberlerinde getirirler !

    Açıklamalar: Sağlıklı Beslenmenin ilk kuralı, tüm temel besin ögelerini (Su, Protein, Yağ, Karbonhidrat, Vitaminler, Mineraller ve Uyku) vücuda temin edebilmek amacıyla, mümkün mertebe en geniş besin yelpazesinin benimsenmesi olduğundan, Kısıtlamalar beslenme konusunda yapılacak en temel hatanın yapılmasına neden olurlar.

    Bazı diyet örnekleri ve sakıncaları ;

    Atkins diyeti: Yüksek oranda Yağ ve Protein tüketimi önerirken, Karbonhidratı (CHO) kısıtlar. Bu durum, (“Ekmek” ile ilgili yazımızda açıkladığımız gibi) iskelet kaslarının öncelikli enerji kaynağını (CHO) elinden alır ve vücut, yağları parçalayarak enerji elde etme yoluna gider. Bu yol, kanda keton cisimleri adı verilen maddelerin artışına neden olur.

    Sonuçta, bu diyeti seçen kişiler, kanda keton cisimlerinin artışı ve CHO tüketimi kısıtlamasının diüretik (idrar söktürücü) etkileri sebebiyle, daha sık kas krampları, ishal, genel güçsüzlük, deri döküntüsü, kabızlık, ağız kokusu, baş ağrısı, yorgunluk, vitamin ve mineral eksiklikleri, trigliserit artışı gibi durumların yaşanması ihtimali konularında uyarılmaktadırlar (https://www.alternatifterapi.com/icerik/atkins-diyeti-yan-etkileri).

    Düşük kalori diyeti: Vücut, birbirleri ile iletişimde bulunan milyonlarca geri besleme sistemi ile donatılmıştır ve ihtiyaç duyulan kalori miktarından daha az besin tüketildiği kısa zamanda teşhis edilir. Bu süre zarfında bir miktar kilo verilse dahi (ki, verilen miktar ağırlıklı olarak Su kaybıdır), vücut diyette öngörülen enerji girdisiyle yaşamayı öğrenerek tasarrufa gider ve diyet sonrası yaptığı tasarruflarla eski kayıpları yerine koyar.

    Sonuçta, vücut bilinç altında insanlığın kıtlık günlerinden kalan yaşama içgüdüsü (eros) ile kilo kaybına direnç göstererek bu süreci kilo vermeden veya bilakis kilo ilavesi ile tamamlar.

    En önemlisi, tüketilen 100 cal hazır kek, kanda sebeb olduğu insülin patlaması ile yağ’a dönüşürken, 100 cal yulaf ezmesinden gelen kalorinin (100 cal ≠ 100 cal) günlük enerji ihtiyacını karşılamak için kullanıldığı bilindiğinden kalori hesabı artık terk edilmiştir.

    Dahası, vücuttaki tüm yağ hücrelerinin sayısı doğumdan ölüme kadar sabit olması gerçeğine rağmen, yapılan bazı bilimsel çalışmalar, sürekli Düşük kalori diyeti uygulayıp bırakan kişilerde, vücudun kendini koruma içgüdüsü ile yağ hücresi artışına gittiğini göstermektedir.

    Dukan diyeti: Karbonhidrat (CHO) ve Yağ’ı kısıtlarken, Protein tüketimine ağırlık verdiğinden, yine iskelet kaslarının birincil enerji kaynağı olan CHO’ı elinden alır. Bu defa kaslar ikincil yakıt kaynağı olan Proteinleri parçalayarak enerji elde etme yoluna gider.

    Sonuçta, Bu enerji döngüsünün son ürünü olan ve kan pH’ını artıran Amino gruplarını vücuttan uzaklaştırmak için K, Ca, Mg gibi değerli alkali metaller kaybedilir, idrarda üre ve ürik asit gibi zararlı atıkların artışı, diyet suresine bağlı olarak bazı böbrek rahatsızlıklarına zemin oluşturabilir (https://www.biyologlar.com/besinler-ve-kimyasal-enerji).

    İdeal kiloya ulaşmanın en Kolay, Zahmetsiz ve Güvenli yegane yolu Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını hayatınızın merkezine yerleştirmektir.

    Temel kurallar :

    1) Alış verişinizi köylülerin geldiği, belediyelerin organik semt pazarlarından yapınız,

    2) Evde kendi yemeğinizi kendiniz pişiriniz,

    3) Bulgur, Yarma, Kepekli makarna, Yulaf ezmesi gibi lifli CHO’lar tüketiniz,

    4) pH’ı yüksek veya karbonat ilavesi ile pH’ı artırılmış su tüketiniz,

    5) Bol sebze, ancak SINIRLI meyve tüketiniz,

    6) Lifli gıda tüketimi sayesinde günde iki öğün yiyerek Leptin hormonunun çalışmasını sağlayınız (3,5 saat açlık sonrası yağlar, enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır),

    7) 23.00- 09:00 saatleri arasında en az 7 saat uyumaya özen gösteriniz.

    Yaşam boyu Sağlık ve Esenlikler dilerim.

  • Ekmeği Bırakma, Doğru Olanı Seç

    Ekmeği Bırakma, Doğru Olanı Seç

    Genel kanı: Kilo vermenin ilk kuralı Ekmeği kesmektir.

    Hatta, şu cümleyi duyar gibi oluyorum;

    “Şekerim, pehrize başladım, ekmeği kestim !

    Hakikat: Karbonhidrat (CHO) iskelet kaslarının vazgeçilmez yakıtıdır.

    İlk önce iskelet kaslarının enerji üretim yöntemlerini görelim ;

    • Vücut enerji üretme ihtiyacı hasıl olduğu ilk 6-10 sn arasında önce kas içinde yedek depo olarak olarak muhafaza edilen ve aşağıdaki grafikte turuncu, sarı ve mavi alanların başında Fosfajen sistem (ATP, PC) ve Laktik asit (anaerobik glikoliz) adı verilen sistemleri kullanır.
    • Takip eden ~2 saat boyunca ağırlıklı olarak (%50-65) gri bölgede gördüğünüz şekilde Oksijenli enerji sistemi (Aerobic glycolysis) ile Karbonhidrat (CHO) yakar. Gördüğünüz gibi yağ 2 saat sonrasında devam eden fiziksel hareketlilik ile yavaş yavaş artan oranda kullanılacaktır.

    Özet: İskelet kasının ana yakıtı Karbonhidrat (CHO) olduğundan günlük enerji ihtiyacının %60-65 oranında CHO’lardan gelmelidir.

    How is energy stored in muscles? - Quora
    https://www.quora.com/How-is-energy-stored-in-muscles

    Tanım: Ekmek bir Karbonhidrattır. İçinde yoğun miktarda, bir çok glikozun birbirlerine bağlanması ile oluşan nişasta vardır.

    Karbonhidrat (CHO) seçiminde dikkat edilecek hususlar ;

    1. Lifli olması ,
    2. Früktoz ihtiva etmemesi (Vücutta doğrudan yağa dönüşür).
    • Evet, ekmek şişmanlatır, katılıyorum. Ancak, sizin “Ekmek” dediğiniz Ekmek mi ve neler içeriyor ?

    Beyaz ekmek nasıl üretilir ;

    1. Yüksek oranda lif, B, E vitaminleri ve anti oksidanlar içeren Kepek kısmı ayrılarak hayvan yemi yapılır.
    2. Buğdayın besin içeriğinin %25’ini içeren Ruşeym (Embriyo) ayrılarak cilt yenileyici gençlik krem üretilmek üzere kozmetik sanayine verilir. (Ruşeym, 1 ton buğdayın içinde sadece 1 kg elde edilebilir.)
    3. Kıvam, hacim, raf ömrü artırıcılar, früktoz gibi 38 ayrı katkı ilave edilir (14 tanesi 2015 yılında sağlığa zararlı olması nedeniyle yasaklanmıştır !).
    4. Santimetrekaresinde 50, 60, 70 delik olan elekten geçecek kadar ince işlenerek, Perklorik asit (HClO4) ile beyazlatılır (Bu işlem un, şeker ve beyaz prinç için de aynen yapılmaktadır !).

    Özet: Buğday, lif (% 0,2-0,3 gr), vitamin, mineral ve antioksidanlarının neredeyse tamamını kaybeder, ayrıca ince taneli işlenmesi (50, 60, 70 randıman) neticesinde adeta kan şekerini zıplatan bir zehir haline gelir.

    Diğer yandan, beyaz ekmek yapımında kullanılan buğdayların büyük bir kısmının Kanada, USA veya Rusya’dan alınan hibrit buğday olduğu ve bu tohumların, Fransa, İskoçya ve Almanyada yapılan araştırmalar neticesinde Alerji, Kısırlık, Göğüs kanseri vs rahatsızlıklara sebep olduğu bilinmektedir.

    Beyaz ekmek yemekle kaşık kaşık toz şeker yemek arasında bir fark yoktur.

    Ata tohum (2n=14 kromozom), iri taneli çekilmiş (Randımanı yüksek), Ekşi mayalı, Tam buğday Ekmeği nasıl üretilir ;

    • Taş değirmende iri taneli olarak çekilir.
    • “Tam” tanımlamasına uygun olarak, Kepek, Ruşeym (Embriyo) gibi buğday tohumunun tüm unsurları dahil olmak üzere, katkısız, herhangi bir kimyasal ve/veya ayıklama işlemine maruz kalmaz.
    • Ekşi maya kullanılır.
    • Lif içeriği, 100 gr’ında 7-12 gr civarında, yani Beyaz ekmekten ~40 kat daha fazladır.

    Özet: Buğday ata tohumdur. Yüksek lif içeriği ve iri taneli (yüksek randıman) çekilmiş olması sebebi ile sindirim sisteminden kırılan glikozun bağırsaktan kana yavaş yavaş karışması sayesinde kan şekerini ani yükseltmez. Bu durum kandaki insülin seviyesinin yükselmesini önleyerek uzun süre açlık hissedilmemesini sağlar.

    Daha doyurucudur, daha az yenir ve uzun süre tok tutar.

    a) Güvenle CHO kaynağı olarak kullanabileceğiniz gerçek Ekmektir.

    b) Ekmek adı altında kan şekerinizi, insülininizi zıplatan, bu yüzden damar sisteminizi tahrip edip kısa süre içinde tekrar acıkmanıza neden olan bir Zehirdir.

    Günlük alınması gereken lif miktarı en az 25, tercihen 40 gr olduğundan Ekmek aynı zamanda zengin lif kaynağıdır veya tercihen çiğ veya az pişmiş bol bol sebze tüketerek günlük lif ve CHO ihtiyacınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

    c) Piyasada tam buğday, kepekli, tahıllı vs. isimlerle vicdanınızı rahatlatmayı amaçlayan, ancak esmerliği malt unu, gıda boyası, melas vs. ile sağlanmış, hatta genellikle beyaz un ilaveli ve/ veya üzerinde, tam buğday, kepekli, tahıllı un diye ibareler olan, menşei belli olmayan, hibrit tohumdan üretilmiş un karışımlarından yapılmakta olup, çoğu zaman aslı fırıncı tarafından dahi ne idüğü bilinmeyen ekmeklerdir.

    Gerçek tam buğday ekmeği esmer, ince gözenekli, fazla kabarmayan, yoğun, hacmine göre ağır, tok, ezdiğinizde sıkışıp kalmadan geri gelen, daha fazla sıkıştırdığınızda dağılan, ekşi maya kokulu Ekmektir.

    Eğer, bu şekilde bir ekmeğe ulaşamıyorsanız ;

    Bulgur, Kepekli makarna, Yulaf ezmesi, Yarma (Buğday) tüketebilirsiniz.

  • Günah Keçisi, KOLESTEROL

    Günah Keçisi, KOLESTEROL

    Genel kanı: KOLESTEROL zararlı bir maddedir ! ! !

        

    Hakikat: Kolesterol vücut hücrelerimiz için hayati bir öneme sahiptir.

     

    • Vücudumuzda 3 katlı lipoprotein yapısında bulunan tüm hücre zarlarının, 2 kat olan lipit tabakasının ana bileşenlerinden birini Kolesterol oluşturur.
    • Kolesterol vücut hormonlarımızın hammadesidir.

     

    • Örneğin, tüberküloz tedavisi ile ilgili yapılan bir çalışmada Kolesterolün vücut savunma sistemini güçlendirdiğine dair %99,99 kesinlikte bilimsel veriler mevcuttur.
    • Anne sütü yüksek miktarda Kolesterol içerir.

    • Karaciğerimiz günde 3500 mg Kolesterol salgılar.

    Pekala, KOLESTEROL neden bir Günah keçisi ? ? ?

    Kolesterol yalnızca Trans yağ ve Trigliseritlerle oksitlendiği zaman damar iç yüzeyine sıvanır ve bizi hasta yapabilir !

    Soru: Nereden alıyoruz bu Trans yağ ile Trigliseritleri ve ihtiyacımız var mı ?

    Cevap: TÜM İŞLENMİŞ HAZIR GIDALARIN İÇİNDE . . !

    Önemli not: Tatlı, hatta lezzet vermek ve raf ömrünü artırmak amacıyla hamburger gibi tatlı olmayan tüm hazır gıdaların içine katılan şeker (Früktoz) vücudumuza girdiği anda doğrudan karaciğere gider ve orada TRİGLİSERİT’e dönüşerek kan dolaşımına verilir.

    Sizce, dünyada 50 trilyon $ hacme sahip bir endüstriye hükmeden ve doğrudan veya dolaylı olarak Dünya Sağlık Örgütü dahil olmak üzere, FDA, Üniversiteler, uluslararası birlik ve sağlık kuruluşlarını kontrol altında tutan 20 küresel GIDA ŞİRKETİ bu gerçeğin bilinmesini ister mi ? ? ?

    Örnek: Jamie Oliver tarafından hamburger köftelerinin gerçek et olmadığı iddiasıyla mahkemeye verilen dünyaca ünlü bir ABD şirketi Dünya Sağlık Örgütünün sponsorudur !

    Büyük bir mücadele örneği veren Jamie Oliver mahkemeyi kazanmış ve ertesi sene ne hikmetse iflas etmiş, İngilterede her yıl ciro rekorları kıran lokantaları birbiri ardına kapanmıştır . . !

    Amerikan Kalp Vakfı 2015 yılında yaptığı açıklamayla ;

     “Artık kalp hastalığına sebebiyet vermediği netleşen KOLESTEROLÜN üst sınırını kaldırıyoruz.”

    diye KOLESTEROL polemiğine son noktayı koymuştur.