Blog

  • 60 Yaşında Nasıl Olmak İsterdiniz ?

    Bu bir hayal değil, ihtiyacınız olan sadece Sağlıklı Beslenme ve ömür boyu çalışılan Bölgesel (Split system) Direnç antrenmanlarıdır (Resistance Training).

  • Beslenmeye giriş

    Beslenmeye giriş

    Beslenmenin tanımı ;

    Beslenmeye giriş yaparken en başta tanımın verilmesi konunun gerekçesini net olarak tayin etmek açısından faydalı olacaktır; İnsanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin ögelerini vücuduna alıp kullanabilmesidir.   

    Gördüğünüz gibi bu tanımda ağız tadı diye bir kavram yoktur. Ancak, çağdaş hayatımızda biz, gıda şirketlerinin çirkin oyunlarıyla farkında olmadan öyle bir noktaya gelmişiz ki, ağız tadı öğünlerimizin manası haline gelmiş.

    Halbuki, sofraya lezzet, bereket, mutluluk katan yegane olay, maharetli eller ve sevgiyle hazırlanmış o yemeklerin aile fertleri, akrabalar ve misafirler ile hep birlikte sıcak sohbetler eşliğinde yenilmesidir. Gerçek ağız tadı bu muhabbet içinde yaşanır ve özellikle bu bizim topraklarımızın vazgeçilmez bir ritüelidir.

    Beslenmenin önemi ;Beslenmeye Giriş

    Dünya Sağlık Örgütünün (WHO: World Health Organization) 2013 yılı raporuna göre, Alkol ve Tütün ürünlerine bağlı yaşam kayıpları %13 iken, Yanlış beslenme neticesi hayatını kaybeden insanlar %42’ye ulaşmıştır.

    Dikkatinizi çekerim bu 2013 yılına dair istatistik diyor ki; Yanlış beslenme sonucu hayatını kaybedenler Alkol ve Tütünden yaşamını yitirenlerin 3 katına ulaşmış. Şu anda ise dünyada 11 kişiden 1’i Şeker hastası (Diyabet II), bunlardan 4 tanesinden 3’ü orta, düşük gelir seviyesine sahip ve 3 diyabetliden 2’si şehirde yaşıyor. 4 yetişkinden 3’ü Aşırı kilolu veya Obez, 4 kişiden 1’i kanser.

    Beslenmeye Giriş-Sağlıklı beslenme
    Beslenmeye Giriş-Sağlıklı beslenme

    Sonuç olarak, “Beslenme” Ruhsal ve Bedensel sağlığımız üzerinde %100 önemi olan hayati bir olgudur.

    İşin aslı “Canım, bu konunun önemini biz zaten biliyor ve dikkat ediyoruz. Protein ağırlıklı beslenip, sebzeyi ve süt ürünlerini de ihmal etmiyoruz.” dediğinizi duyar gibiyim. Öncelikle protein ağırlıklı beslenmek diye bir kavram yoktur. Bir insanın ihtiyacı olan protein miktarı kilo başına ~1gr olup, bunun en az % 60’ının hayvansal kaynaklı olması önerilir. Eğer, kişi sporcu ise yaptığı sporun sıklık, süre ve şiddetine bağlı olarak bu değer 1,5, 2,0 gr’a hayvansal kaynak oranı da % 100’e kadar çıkabilir. Yani “ağırlıklı” filan değil, her konuda olması gerektiği gibi miktarların çerçevesi rakamlarla net bir şekilde çizilmelidir.

    Günümüz besinlerindeki temel sorun

    Ancak, ne yazık ki mesele onun ötesindedir. Mesela protein ihtiyacınızı karşılamak için et tüketiyorsunuz, ancak bunu temin ettiğiniz hayvanlar artık mera değil ahır hayvanı ve vücutlarında damar tıkayıcı (aterojenik) yağlar var. Tabi, bu sakıncalar o hayvanların sütü ve süt ürünleri için de geçerli. Tavuk yeseniz, piyasadan çekilmiş antibiyotiklerle besleniyor ve onlar da kapalı bir alanda hareketsiz oldukları için bizim bağ dokumuzu besleyecek olan kükürtlü bileşikleri içermiyor. Sebze yeseniz, artık ciddi miktarlarda zirai ilaç ihtiva ediyor. Hazır paketli, endüstriyel ürünlerdeki sakıncalardan bahsetmiyorum bile, onları zaten hiç satın almayın.

    Özet olarak, ne yazık ki günümüzde “Ben her şeyden yiyorum, sağlıklı besleniyorum.” demekle bu iş olmuyor. Yazının başlığında “Günümüzde Sağlıklı Beslenme” emek istiyor derken işte tam olarak da bunu kastetmek istemiştim. Bundan 50-60 sene evvel aldığınız besinler evet sağlıklı, ama şimdi marketlerden satılan besinlerin isimleri aynı, fakat içerikleri bambaşka !

    Sonuç olarak bu bölümde, beslenmenin temeli ve marketlerdeki besinlerin sakıncaları hakkında bilgi sahibi olurken, “Beslenmede Doğru Seçimler” bölümünde konu ile ilgili çözümlere ulaşabilirsiniz.   

  • Gençlik İksiri Antrenman

    Gençlik İksiri Antrenman

    Ne “Ambrosia“, ne de Ceninli gençlik kürleri, Gençlik iksiri   “Ağırlık Antrenmanı” 

    Sevgili Sağlık Dostları, Gençlik İksiri

    Yaşam boyu Güçlü bir bünye, Enerjik ve Zinde bir vücut ile Genç kalarak Sağlıklı uzun yaşamın sırlarını keşfetmek istiyorsanız doğru yerdesiniz.

    Bunun için yapmanız gereken sadece Sağlıklı beslenme (sözde değil, özde). Dahası, “Ben de, aşağıdaki sporcular gibi, diri, atletik bir vücut ile yıllara meydan okumak istiyorum.” diyorsanız gençlik iksiri olarak Ağırlık antrenmanı (özellikle hanımlar) sizleri hedefinize ulaştıracaktır.

    Gençlik İksiri-Ömür Boyu Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Faydaları
    Gençlik İksiri-Ömür Boyu Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Faydaları

    Yukarıdaki makalelere ek olarak bu konuda literatürden aldığım iki örnek akademik çalışmaya göz atalım ;

    Kuvvet Antrenmanının Vücut Kompozisyonu ve Bazı Hormonlar Üzerine Etkisi

    Spor Bilimleri Dergisi
    Hacettepe J. of Sport Sciences
    2005, 16 (2), 64-76

    Bu çalışmada, genç hentbol oyuncularında 6 haftalık kuvvet antrenmanının vücut kompozisyonu, Total tiroksin (TT4), büyüme hormonu (BH), total testosteron (TT) ve insülin hormonları üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Antrenman öncesi ve sonrası kan örnekleri alınarak radioimmünoassay (RİA) yöntemi ile hormon seviyeleri tespit edilmiştir.

    Bulgular:

    Total Tiroksin (TT4), Büyüme hormonu (BH) ve Total Testosteron hormonlarının hem ilk antrenmandan
    hem de son antrenmandan sonra akut olarak arttığı (P<0.01) görülmüştür. İnsülin seviyesinin ilk antrenman sonrasında anlamlı olarak azaldığı (P<0.01) bulunmuştur.

    Gençlik İksiri-Kuvvet Antrenmanı Çalışmasının Hormonlar Üzerindeki Bulguları
    Kuvvet Antrenmanı Çalışmasının Hormonlar Üzerindeki Bulguları

    http://www.sbd.hacettepe.edu.tr/fulltext/2005_2_2.pdf.

    Resistance Exercise Reverses Aging in Human Skeletal Muscle

    (Direnç Egzersizi İnsan İskelet Kasındaki Yaşlanmayı Tersine Çevirir)

    . 2007; 2(5): e465.
    Published online 2007 May 23. doi: 10.1371/journal.pone.0000465
    PMCID: PMC1866181
    PMID: 17520024

    Klinik çalışma, ortalama 65 yaşında, haftada 3 gün Aerobik spor yapan 26 denek grup ve spor yapmayan 24 yaşında, 25 gönüllü karşılaştırma grubu üzerinde yapılmıştır. Gruplar, 26 hafta boyunca haftada 4 gün, Squat, Göğüs pres, Omuz pres, Lat makinası vs.hareketleri %50, takiben %80, en son doruk şiddete kadar artacak şekilde uygulamış ve yapılan kas biyosisi sonucunda aşağıdaki sonuçlar elde edilmişdir. 

    Araştırmacılar 26 hafta direnç antrenmanından sonra, inceledikleri 596 gen’in yaşlanma ile ilgili olan 179 tanesinin, genç grubunkilerin hareketliliğine eşdeğer duruma geldiğini tespit etmişlerdir.

    Bu veriler, Ağırlık antrenmanının sadece yaşlanmayı yavaşlattığını değil,  bu etkileri geriye de döndürdüğü yönünde çok açık sonuçlar elde edildiğini göstermiştir.

    Ömür Boyu Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Gençleştirici Etkilerine Bir Örnek
    Ömür Boyu Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Gençleştirici Etkilerine Bir Örnek

    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1866181/, https://www.unm.edu/~lkravitz/Article%20folder/ageresistUNM.html.

    Acele Etmeden Atılan Doğru Adımlar Sizi Hedeflerinize Ulaştıracaktır

    Gençlik İksiri-Yaşlılıkla Artan Kas Kayıplarını Geri Döndürün
    Yaşlılıkla Artan Kas Kayıplarını Geri Döndürün

    Sağlıklı bir beslenme programı ve amaca uygun tasarlanmış bir Ağırlık antrenmanı (İsolated/ Split system) size Kuvvetli kaslar, Hızlı bir metabolizma, Güçlü bir bünye, artan kas kütlesi ile daha fazla kalori yakma imkanı ve ağrı, duruş (posture) bozuklukları, form tutmak için en etkin sonuçlar, İdeal kilo, Enerjik, Zinde bir vücut, İdeal vücut birleşimi (yağ/kas oranı- composition) ve en önemlisi cildiniz dahil olmak üzere yaşlanma hızınızı yavaşlatma olanağı sağlayacaktır.

    Yukarıdaki akademik çalışmalarda görüldüğü üzere, Ağırlık antrenmanları, sadece artan Tiroksin, Büyüme hormonu ve Testosteron hormonları sayesinde vücutta yıllar içinde yavaşlayan Metabolizma, Hücre yenilenmesi, Enzim etkinliği gibi işlevlerin hızlarını koruyarak yaşlanma etkileri ile ortaya çıkan,  Kas kaybı (Sarcopenia) ve Kemik yıkılması (Osteoporosis) rahatsızlıklarını önlemekle kalmıyor, aynı zamanda kandaki İnsülin seviyesini azaltarak, insülin direncinin ortaya çıkmasını engelliyor ve şeker hastalığına (diabetes mellitus) karşı koruyucu etki yapıyor.  

    Açıkçası, insanların yüzyıllardır aradığı Gençlik İksiri, ne özel kürler, ne de gençleştirici kremler (Fetus & Placenta Anti-Wrinkle Creams) veya mitolojide tanrıların yediği meyve (Ambrosia) değil bölgesel çalışılan Ağırlık antrenmanın ta kendisidir.

    Gençlik İksiri-Bilim Adamları İleri Yaşlarda Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Faydalarını Açıklıyor
    Gençlik İksiri-Bilim Adamları İleri Yaşlarda Yapılan Ağırlık Antrenmanlarının Faydalarını Açıklıyor
    Gençlik İksiri-Kadınların Daha Fazla Ağırlık Antrenmanı Yapmaları İçin Sebepler
    Kadınların Daha Fazla Ağırlık Antrenmanı Yapmaları İçin Sebepler
    Gençlik İksiri-Kadınların Erkekler Kadar İri Olma Endişeleri Yersizdir
    Kadınların Erkekler Kadar İri Olma Endişeleri Yersizdir

    Hanımlar, erkeklere benzeyeceğim endişesini asla aklınıza getirmeyiniz. Zira, kadınlarda erkeklerdeki Testosteronun 1/9’u mevcuttur.

    Bu yüzden, yandaki resimde görülen hem kadın, hem de erkek yarışmacı, haftada 7 gün antrenman yaparak, bir fili öldürecek dozda da ilaç (Steroid) kullanıyor. Buna rağmen aralarındaki fark kapanmamakta, hanım yarışmacı eşit koşullarda ancak erkek yarışmacının yarı kas kütlesine ulaşabilmektedir.

    2017 Dünya kadın vücut şampiyonu, 56 kg iken, erkek vücut şampiyonu: 110 kg dır.

     

    Son olarak UNUTMAYINIZ, haftada 7/24 spor yapsanız dahi, doğru bir beslenme alışkanlığı edinmeden sağlıklı olamayacaksınız. Ancak Doğru Beslenme alışkanlığını hayatınızın merkezine yerleştirmeyi gerçekleştirebildiğiniz anda spor yapmadan bile, ideal kilonuza ulaşarak Sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz.

  • Sağlıklı Diyet Muhallebi

    Sağlıklı Diyet Muhallebi

    Sağlıklı Diyet Muhallebi

    “İyi de nesi diyet, yani un, şeker, yağ yok mu ?”

    Kakaolu Muhallebi-Cennet Hurması
    Muhallebi-Cennet hurması

    Kakaolu Muhallebi-Toz Kakao
    Muhallebi-Kakao

    dediğinizi duyar gibiyim. Evet, Sağlıklı Diyet Muhallebi içinde ne un, ne pirinç unu, ne şeker, ne yağ var, ne de süt ile kaynatarak, başında dakikalarca beklemek. Ana malzemeler Trabzon hurması ve Kakao. Bu tarifi Dr. Ender Saraç’dan öğrendim. Açıkçası, tecrübe edene kadar methine inanamadım. Ancak, hakikaten içinde rafine şeker barındırmayan, harika doğal bir tatlı seçeneği, tavsiye ederim. İşin doğrusu, rafine şeker 1880’lerde pancardan elde edilmeye başladıktan sonra ucuzladı ve halk tarafından alınabilir hale geldi. Yani, rafine şeker ~140 yıl önce hayatımıza girdi, ama özellikle 2. dünya savaşından sonra kullanımı arttı. Zira, Osmanlı imparatorluğunda da şeker değil, meyve özleri kullanıldı.

    Sağlıklı Muhallebi-Keçi Boynuzu Özü
    Muhallebi-Keçi Boynuzu Özü

    Sadece evde bulunan malzemeler ile birkaç dakikada içinde zahmetsizce hazırlayabileceğiniz hafif bir tatlı. Eğer, “Pek hafif oldu. Biraz daha tatlı olmasını tercih ederim.” derseniz, içine elde ettiğiniz kıvama göre (Keçi boynuzu özü veya tozu) ilave edebilirsiniz. Keçi boynuzu pekmezi demiyorum, zira pekmez kaynatılarak yapıldığından keçi boynuzunun içindeki o değerli vitaminleri kaybediyoruz. Ancak, “Keçi boynuzu özü” soğuk sıkım olarak, ısıl işlem görmeden elde edildiği için vitaminler korunuyor. Eskiden ne özü, ne de tozu pek rastlanır değildi, ama son zamanlarda artık köylü pazarlarında dahi bulabilmek mümkün ve rafine şekere karşı daha sağlıklı bir seçenek.

    Sağlıklı Diyet Muhallebi Tarifi ;

    No   Malzeme                    Miktar     Birim

    1       Trabzon hurması               3             ad  (Kabuklarını soymadan, ister bıçakla, ister blender ile parçalanabilir.)

    2       Kakao                                50             gr   (Ağız tadınıza göre daha fazla olabilir, zira çikolata tadı artıyor.)

    3      Keçi boynuzu özü            25             gr   (Tatlı eşiği yüksek olanlar için bir seçenek. Cıvık ise tozu da olabilir.)

    4      Muz, Çilek vs.                   2-4           ad   (Tatlandırma ve/veya farklı lezzetler katma anlamında ilave seçenekler.)

    5      Ceviz, Badem                    25             gr

    6      H.cevizi tozu                     15              gr

    7      Turunçgil kabuğu             15             gr   (Limon, Portakal, Mandalina hatta elma farklı aromalar veriyor.)

    Toplam                          ~730            gr    (~400 gr hurma, 200 gr karışık meyve ilavesi ile)

    AFİYET OLSUN.

  • Ekmek Nasıl Seçilmeli !

    Ekmek Nasıl Seçilmeli !

    Hangi Ekmek Nasıl Seçilmeli, Hangi Malzeme İle Nasıl Yapılmalı, Nereden Temin Edilmeli !

    Ekmek “Tam Ekmek” Olmalı;

    Ekmek Nasıl Seçilmeli-Tohum Tanesinin Yapısı
    Ekmek Nasıl Seçilmeli-Tohum Tanesinin Yapısı

    Ekmek nasıl seçilmeli konusundaki en hayati husus tam ekmek kavramıdır. Doğadaki tahılların tohum yapısı, dışta bol lif içeriği olan kabuk (Kepek), nişasta ve protein içeren iç, yüksek vitamin ve mineral bulunan, besin içeriğinin %25’ini barındıran öz (Embriyo, Rüşeym) kısmından meydana gelir. Ancak, Beyaz un fabrikalarında kepek ve öz ayrılarak, sadece kalan iç kısmından un elde edilir.

    Bu yüzden ekmeğin yapıldığı un, Taş değirmende öğütülmüş (Beyaz un üretim sisteminden farklıdır), Kepek ve özü ayrılmadan elde edilmiş olmalıdır. Tam ekmek ifadesi, unun içinde buğdayın bütün unsurlarının bulunması anlamında kullanılmaktadır.

    Ekmek Tam Undan Üretilmiş Olmalı;

    Ekmek, Geleneksel yöntemle ilaçsız, kimyasal gübresiz ve ata tohumdan (Yerli, 2n= 14 ve/veya 28 kromozom) Taş değirmende iri taneli olarak elde edilmelidir. İçinde öncelikle Beyaz un olmak üzere, kabartıcı, geciktirici, kıvam artırıcı vs. hiçbir katkı olmayan Tam un ile üretilmiş olmalıdır.

    Ekmeğin Fiziksel Özellikleri İle Ayırt Edilmeli;

    Esmer renkli, ilave katkı ve kabartıcı olmadığından kesiti İnce gözenekli, Dolgun, Kıvamlı ve Sert olmalıdır. Sünekliği üzerine baskı uygulandığında ezilip kalmadan geri gelen, daha fazla baskı uygulandığında parçalanan biçimde, kesitinde kepek tanelerini görebildiğiniz hacmine göre Ağır bir ekmek olmalıdır.

    Ekmek Kendi Unundan Elde Edilmiş Ekşi Maya İle Yapılmalı;Ekmek Nasıl Seçilmeli

    Sadece, Geleneksel yöntemle ilaçsız, kimyasal gübresiz ve ata tohumdan (Yerli, 2n= 14 ve/veya 28 kromozom) Taş değirmende iri taneli olarak elde edilmiş olmalıdır. İçinde öncelikle Beyaz un olmak üzere, kabartıcı, geciktirici, kıvam artırıcı vs. hiçbir katkı olmayan kendi Tam unundan üretilmiş Ekşi maya ile yapılmalıdır.

    Ekmek Taş Fırınında Odun İle Pişirilmeli;

    Ekmek Nasıl Seçilmeli- Taş Fırın
    Ekmek Nasıl Seçilmeli- Taş Fırın

    Ata (Yerli) tohumdan üretilen Tam undan yapılmış doğal ekmek yoğun olduğu, glüten miktarının az olduğu ve içinde katkı ve/ veya kabartıcı olmadığından diğer ekmekler gibi kabaramaz. Bu durum, farklı özelliklere sahip ata tohumların karışım oranları ayarlanarak telafi edilmeye çalışıldığından içinin iyi pişerek ısının eşit dağılımını sağlamak amacıyla nispeten yassı yapılarak pişme yüzeyi artırılır. Başka ekmeklere (15-20 dk) kıyasla düşük sıcaklıkta çok daha uzun sürede (1-1,5 saat) pişer.

    Emin Olduğunuz Bir Kaynaktan Temin Edilmeli;

    Ekmek Nasıl Seçilmeli- Tam Buğday Ekmeği
    Ekmek Nasıl Seçilmeli- Tam Buğday Ekmeği

    Ne yazık ki, bu işi yukarıda bahsedilen bütün özelliklere uygun olarak imal eden, şu anda Balıkesir, Kütahya, İstanbul ve İzmit Yaşam Dostu Ürünler Üretim, Dağıtım ve Paylaşım Gruplarıdır. İnternette başka bir çok sitede gerçekten taş değirmen unundan tam ekmek mantığında üretilmiş ve/veya beyaz un ilave edilmiş, beyaz un içine kepek, mısır unu, melas, gıda boyası, arpa unu katılarak esmerleştirilmiş ve/veya hazır maya, kabartıcı katkılar kullanılmış ekşi maya ile yapılmış ve/veya lezzet katmak ve raf ömrünü artırmak amacıyla früktoz şurubu kullanılmış,  tüketicinin ağız tadına göre tasarlanmış bin bir çeşit ekmek bulabilirsiniz. Ancak unun yapıldığı tohumun hibrit veya GDO’lu olmadığından, size beyan edilmedikçe emin olamazsınız. Ancak, Yaşam Dostu Ürünler Üretim, Dağıtım ve Paylaşım Grupları bu ekmekleri tek bir tedarik zinciri kapsamında topraktan doğrudan tüketiciye sunmaktadırlar.

    Ekmek Doğru Şekilde Saklanmalı; Ekmek Nasıl Seçilmeli !

    Bu katkısız doğal ekmekler ortamın nem oranına, sıcaklığa bağlı olarak küflenir. Örneğin, yazın nemli ve sıcak bir ortamda 2-3 gün içinde küflenebilir. Bu yüzden, bir hafta gibi kısa süreli kullanımlarda buzdolabında, daha uzun durması isteniyorsa buzlukta aylarca saklanabilir.

    Not: Tam buğday ekmeği nispeten sert olduğundan, yemekten 15-20dk önce dolaptan çıkarılmalıdır. Yemek öncesi tava veya makinada hafifçe ısıtırsanız, alıştığınız beyaz ekmek kadar yumuşak olacaktır. Ancak, ısıttığınız ekmekleri mutlaka bir bez veya havlunun içinde muhafaza ediniz, açıkta kalırsa suyu uçar ve bir sonraki öğüne sertleşir.

    Ekmek Nasıl Seçilmeli !

  • Su Nasıl İçilmeli !

    Su Nasıl İçilmeli !

    Hangi Su, Nereden, Ne kadar İçilmeli, Nasıl Olmalı, Nasıl İçilmeli, Nasıl Taşınmalı !

    Su nasıl içilmeli derken, gelin bu konuyu farklı başlıklar altında adım adım inceleyelim. Abarttığımı düşünüyorsanız, maddeler ilerledikçe aslında hiç de aklımıza gelmeyen hangi tehlikelere maruz kaldığımızı hayretle fark ederek bana hak vereceksiniz.

    Hangi su; Su Nasıl İçilmeli !

    Piyasada onlarca firmaya ait farklı kaynaklardan temin edilmiş sular mevcuttur. Bu yüzden, satın aldığınız suyun ağır metal içerme riskini göz önünde bulundurarak durağan değil, akan sudan temin edilmiş olduğundan emin olunuz. 

    Nereden temin edilmeli, Nasıl taşınmalı;

    Dışardan temin edilen sular endokrin bozucu etkileri sebebiyle asla plastik şişede değil cam şişede olmalı, eğer durumunuz uygunsa evinize bir filtre taktırarak, evden çıkarken suyunuzu cam şişe ile yanınıza alınız. Zira, pet şişelerde bulunan Teraftalat ve 19 lt damacanalarda bulunan Bisfenol A maddelerinin hormonal (Endokrin) bozucu etki yaparak kansere yol açtığı bilinmektedir.    

    Ne kadar içilmeli; Su Nasıl İçilmeli !

    Cinsiyet, vücut ağırlığı, genetik, hareketlilik, çalışma ortamı, sağlık durumu gibi bir çok faktörün etkisi sebebiyle günlük içilmesi gereken su miktarı tayin edilemez. Bu yüzden, lütfen gazete, dergi veya magazin tarzı haber sitelerinde verilen 2, 3, yok yeterli değil 5 lt gibi verileri dikkate almayınız. Suyun yeterli içildiğini net olarak gözlemleyebileceğiniz tek gösterge idrar renginizin şeffaf ve açık sarı olmasıdır.

    Nasıl olmalı;

    Su Nasıl İçilmeli-pH cetveli
    Su Nasıl İçilmeli-pH cetveli

    Su, temel besin ihtiyaçlarımız arasında miktar olarak en fazla tüketilen kalem olması sebebiyle muhteviyatı önemlidir. Vücudumuzdaki kan pH değeri 7,35 olduğundan tüketilen su ASLA bu değerin altında olmamalıdır. Zira, pH cetvelini hatırlarsak 7 nötr, 7’nin altı ise asidik taraf olmaktadır.

    Maden suyu;

    Maden yerin derin katmanlarından yukarı çıkarken değerli mineralleri alır ve faydalı bir sudur. Ancak, aldığınız maden suyundaki Amonyum NH4+: 0,5 mg/L, Nitrit NO2¯: 0,5 mg/L, Nitrat NO3¯: 50 mg/L gibi sağlığa zararlı maddeler burada belirtilen değerlerin altında olmalıdır.

    Dikkat: Soda, içilebilir herhangi bir suya CO2 ilave edilerek elde edildiğinden Maden suyu ile aynı içecek değildir.

  • Beslenmede Doğru Seçimler

    Beslenmede Doğru Seçimler

    Sağlıklı Gıdalar Nereden Temin Edilir ve Nasıl Ayırt Edilebilirler

    Beslenmede Doğru Seçimler Nasıl Olmalıdır ;

    Evet, Beslenmede Doğru Seçimler, Sağlıklı ve Doğal seçenekler çevremizi saran ve bizi ikna etmek için her türlü yola başvuran    gerektiğine dair  anlatmaya çalışacağım bu bölümde, “Arkadaş ben fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Özet olarak sen bize Sağlıklı beslenme anlamında ne öneriyorsun, onu söyle” diyorsanız. Madde madde nedenleri ile kısaca hangi temel besini nasıl ve hangi kaynaklardan temin edebileceğinizi anlatmaya çalışacağım.

    Mesela burada ilk yapılan ve en çok bilinen yerli-hibrit domates arasındaki ayırt edici farkları örnek olarak verelim;

    – Çeşitlilik doğanın zenginliğidir, gördüğünüz gibi Yerli Tohum domates kendi içinde şekil, büyüklük, renk farklılıkları gösterirken, Hibrit tohum domatesler bir örnek renk, biçim ve büyüklüklere sahiptir.

    – İlaçsız oldukları için böcek ve dış etkenlerin etkisiyle Yerli Tohum domateslerin üzerinde minik yara, bere, yüzey bozuklukları gözlenirken, Hibrit domatesler pürüzsüz, lekesiz ve parlaktır.

    – Zayi ve telefi azaltmak, ürün toplama ve nakliyeyi kolaylaştırmak, raf ömrü artırmak amacıyla Hibrit tohumların genetiği ile oynanarak dayanıklılığı artırılır. Bu yüzden, Yerli Tohum domatesler daha sulu, yumuşak iken, Hibrit domatesler sert ve kalın kabukludur.

    – Hibrit tohumlar yüksek verim amacıyla tasarlandıkları için daha fazla ürün verirler. Ancak, Biyolojinin Sakınımı Prensibi dahilinde aynı sürede, aynı topraktan alınan malzemenin daha fazla ürüne dağılması neticesinde besin değerleri düşer. Yani, doğadan aynı şartlar altında daha fazla miktarda aldığınız ürünlerin lezzeti, vitamin, mineral değerleri ve besin içeriği doğalına kıyasla azalacaktır. Zira, bu durum bilimsel araştırmalar, yapılan tahlil ve tespitlerle ispatlanmış gerçeklerdir.

    – Ayrıca, Hibrit tohumlar toprağın verimini düşürür ve kısır olduğu için üretici ilaç firmasına bağımlı hale getirir.

    Beslenmede Doğru Seçimler-Domatesler
    Yerli ve Hibrit Tohum Domatesler.

    Açıkçası, yıllar önce “Doğal ve Sağlıklı Gıda” konusundaki bir konferansın kapanış cümleleri olarak Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL’un cümleleri önümüze konan iki seçeneği net olarak özetliyordu;
    “Bu hayat sizin, Aileniz, çocuklarınız ve kendiniz için ya doğru gıdaya ulaşmak konusunda çaba gösterirsiniz ya da ömrünüzün bir döneminde doktor doktor ve elinizde ilaç torbaları ile eczane eczane dolaşırsınız !

    Sağlıklı Günler Dilerim . . .

  • Paketli Besinler Gıda mı, Zehir mi ?

    Paketli Besinler Gıda mı, Zehir mi ?

    Ne yazık ki, bütün bu paketli besinlerin içleri değişmiş, adları aynı kalmıştır !

    İşte yanılgı tam da burada başlıyor, ancak marketlerden şifa diye aldığımız, üstelik “DOĞAL, ORGANİK, KATKISIZ” diye altı çizilen Süt, Yoğurt, Et ürünü, Tavuk, Meyve suyu, Boza, Ayran gibi tüm paketli besinlerin geldikleri son nokta bilakis hayrete düşürmektedir. İşin en acı yanı ise bizim bu ürünleri sağlıklı beslendiğimize inanarak almamızdır. Bu konu ile ilgili gerçekleri, aşağıda ana hatları 6,2 dk ile özetlenmiş olan Paketli Besinler Gıda mı, Zehir mi” isimli oturuma ait videodan izleyebilir, ayrıntılara vakıf olmak isterseniz verdiğim kısa yoldan ~2,5 saatlik programın tamamına ulaşarak seyredebilirsiniz. Ne yazık ki, burada güvenilir ve tanınmış olduğu kabul edilen bir marketten alınmış olan bir portakalın, birkaç dilimi ile nasıl üç kişinin zehirlenme belirtisi gösterdiğinden, hijyenik paketli güvenli gıda diye aldığımız ve GDO’lu mısır, saflaştırılmış bakteri aminoasidi, insanlara zararlı olduğu için piyasadan çekilmiş antibiyotiklerin resmi yem olarak yiyen tavuklara kadar daha bir çok tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu göreceksiniz.

    Paketli Besinler Gıda mı, Zehir mi ? Üstelik Katkısız yazar, evet ama Eksiltilmiştir . . !

    Videonun çekim yılının 04.Mayıs.2014 olduğuna ise özellikle dikkat çekmek isterim !

    Konuşmacılar:

    İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, Dr. Öğr. Üyesi Yavuz DİZDAR,

    İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Halk Sağlığı Uzmanı, Prof. Dr. Oğuz ÖZYARAL.

    Paketli Besinler İçinde Başka bir Tehlike, Ağır Metalli Su

    Evet, bugüne kadar hiç aklınıza geldi mi ? Şaka değil, komplo teorisi hiç değil ! Yine, bu konu ile ilgili gerçekleri aşağıda ana hatları ~2,5 dk ile özetlenmiş olan “Beslenme tuzakları” adlı oturumda Gıda Hareketi başkanı Kemal Özer’in bizzat kendisinin yaptığı ve “Hangi Suyu İçmeli” isimli kitabında TÜİK’in verilerine dayalı olarak anlattığı çalışmanın ürkütücü sonuçlarına ait videodan izleyebilir ya da ayrıntıları öğrenmek için verdiğim kısa yoldan ~58 dk’lık programın tamamına ulaşabilirsiniz. Piyasadan kendisinin örneklediği yoğurt, çikolata, bisküvi, ayran, çorba gibi paketli besinlerin % 95’inden fazlasının Ağır Metal içerdiği görülmüş. Ayrıca, bu paketli endüstriyel besinler içlerinden çıkarılan lif, bağ dokusunun ana bileşenlerinden biri olan kükürt, vitaminler ve mineral kayıpları üzerine ilave edilen früktoz şurubu, MSG gibi E’li katkıların sağlık zararlarının yanı sıra ağır metalli su kullanımı ile birlikte bir zehirden farksız hale gelmektedirler. 

    Beslenme Tuzakları

     

    Videonun çekim yılının 01.Nisan.2015 olduğuna ise özellikle dikkat çekmek isterim !

    Konuşmacılar:

    Gazeteci, Yazar, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı. Kemal ÖZER,

    Florence Nightingale Hastanesi, Kardiyoloji ve İç hastalıkları uzmanı, Prf.Dr. Canan Efendigil Karatay.

    Ancak, umutsuzluğa kapılmayalım ; 

    Tüketici Olarak Raftan Ürünü Alırken Seçimi Bizim Yaptığımızı UNUTMAYALIM . . !

     

  • Bizden Saklanan Gerçekler

    Bizden Saklanan Gerçekler

    Sevgili Sağlık Dostları;

    Bizden Saklanan Gerçekler bölümünde, ülkemizdeki Dürüst, Yürekli, Vicdanlı, her şeye rağmen doğruları dile getiren ve hayatlarını ortaya koyarak hala anlatmaya devam eden o değerli akademisyenlerin katıldığı, ancak “Biz yayınlanış olalım ama ne şiş yansın ne kebap, büyük başların da şimşeklerini üzerimize çekmeyelim.” yaklaşımlarıyla TV kanallarında gece yarıları yayınlanan birkaç saatlik oturumlardan konuların özüne (Zülf-i yare dokunan) yönelik olarak damıttığım konuları ana hatlarıyla sunmak ve sizin takdirinize bırakmak istiyorum.

    İyi seyirler . . .

    Bizden Saklanan Gerçekler, “Chatham House”da tüm çıplaklığı ile dile getirildi,

    Bizden Saklanan Gerçekler-The Lancet
    Bizden Saklanan Gerçekler-The Lancet

    2015 yılında “Chatham House”a davet edilen dünyaca ünlü Neşter “The Lancet” dergisinin yayın yönetmeni burada bir sunuma katıldı. Yönetmen tüm belge, resim ve kayıt seçeneklerinin yasaklanmış olduğu bu toplantı sonrası edindiği bilgileri derleyerek derginin 11.Nisan.2015 tarihli editör yazısında yayınlamıştır. Bu olay yaratan açıklamalar da 16.Ocak.2018 tarihinde “Gördüğümüz Hayat Gerçek mi ?” adlı bir programda gündeme gelerek değerlendirilmiştir. Şimdi, dilerseniz Gıda hareketi başkanı Kemal Özer’in açıkladığı bu konunun ~3 dk’lık özetine ait aşağıdaki videoyu izleyebilir ya da ayrıntıları öğrenmek için verdiğim kısa yoldan ~2 saat 20 dk’lık programın tamamına ulaşabilirsiniz. Konu makale akıllara durgunluk veren gerçekleri net bir şekilde dile getirmesine rağmen, aynı karanlık finansal gücün etkisi ile olacak ki, gündem olmamıştır. 

    Chatham House: Diğer adıyla Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, 1920’de kurulan, dünya çapındaki güncel meseleleri analiz etmek amacıyla hareket eden, Londra merkezli kâr amacı gütmeyen düşünce kuruluşudur.

    The lancet: 200 yaşında tıbbın en eski dergisi olup, Lancet’in kelime anlamı ‘bistüri’ yani ‘cerrah bıçağı’dır. Bir İngiliz cerrah, Thomas Wakley tarafından 1823 yılında kuruldu. Bu tarihten itibaren İngiltere’de haftada bir yayınlanan dünyanın en eski ve en bilinen tıp dergisidir. 1991’den beri editörlüğünü aynı kişi, Richard Horton yapmaktadır. Lancet’te yayınlanan bir makale en fazla referans gösterilme oranlarına ulaştığı için yazarlarına akademik yükseltilmeleri için gerekli olan puanları kolayca almalarını sağlar. Doçentlik ve profesörlük gibi akademik unvanları kazanmak için en temel şartlardan biri yaptıkları araştırmaları bilimsel dergilerde yayınlatmaktır.

    https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bir-dergi-neden-bu-kadar-onemli-41558705

  • Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi

    Mutfağımızın Tarihçesi ilk Tarım Toplumu ile MÖ 9600’lerde Urfa Göbeklitepede atılır,

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi 5000 yıl Önce Mezopotamya Kültürü ile Şekillenerek Eski Anadolu Mutfağına Yansır. Yapılan araştırmalar, çözümlenebilen arkeolojik buluntular ve çivi yazılı tabletler aracılığı ile elde edilen bilgilere göre Sümer ve Türk mutfağı arasında benzerlikler olduğu, literatürde Türk mutfağına yönelik yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir (1).

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi-Diyagram
    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi-Diyagram

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi içinde Akdeniz mutfağının Şekillenmesi

    Sümerlerde etin az miktarda, balığın, peynirin, sütün, yeşil meyve-sebzelerin ve baklagillerin yüksek miktarda tüketildiği anlaşılmıştır. Bu yüzden, Akdeniz diyetinin (tarzı beslenme), beş bin yıl ya da daha eski bir beslenme türü olduğu ve Mezopotamya ile Doğu Akdeniz’den ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Türk mutfağında özellikle tatlılarda yer alan hurma; bereket ve sağlığın bir göstergesi olarak ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Sümerlerde yemeklerin yapımında tatlandırıcı olarak hurma ve bal yer alırken, Osmanlı mutfağında da tatlandırıcı olarak hurma, meyve özleri ve bal kullanılmıştır.

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi, Kutadgu Bilig

    Yaklaşık beş bin yıllık bir mazisi olan ve dünyanın dört bir yanına dağılarak, farklı adlarla birçok devlet kuran Türk milleti, zengin ve köklü bir kültüre sahiptir. Yusuf Has Hacib tarafından 1069 yılında kaleme alınan Kutadgu Bilig (saadet, mutluluk veren bilgi anlamına gelir) bu zengin ve köklü kültürün mihenk taşlarından birini oluşturmaktadır. Türk yemek adabı ve kültürü açısından ayrıntılı bilgiler veren bu eser dönem Türk’lerinin günlük yaşamlarını ve adetlerini aktarmaktadır. Türkistan’dan Anadolu’ya ve birçok coğrafyaya yayılan Türkler, uzun tarihsel geçmişleri ve birikimleri nedeniyle zengin bir yemek kültürü oluşturmuşlardır.

    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi-Yöresel Yemekler
    Beslenmenin ve Mutfağımızın Tarihçesi-Yöresel Yemekler

    Yeme içme alışkanlıkları tarih boyunca Türkler‟in sosyal yaşamında oldukça önem verilen bir konu olmuştur. Türkler‟de toplu olarak yemek yeme geleneği oldukça eskilere dayanır. İnsanların özel günleri ile ilgili kutlamalar ile dini veya toplumsal kökenli bayramlarda yiyecek ve içecekler kendine özgü kurallar içinde konuklara ikram edilmiştir. Günümüzde bu geleneklerin pek çoğu halen devam etmektedir. Anadolu‟da, doğum yapan anneyi kutlamak, annenin sütünün bol ve bereketli olmasını dilemek için lohusa şerbeti hazırlanırdı. Yeni doğan bebeği ziyarete gelenlere kahve yerine ise bu lohusa şerbeti ikram edilirdi. Benzer şekilde bebeğin, büyümesini simgeleyen ilk dişini çıkardığında bunu kutlamak için, eşe dosta hedik (haşlanmış buğday) ikram edilmesi eskiden beri sürdürülen bir gelenektir.
    Anadolu‟da, cenaze, bayram ve kandil günlerinde de çeşitli ikramlarda bulunulmaktadır. Kandillerde komşulara, bayramlarda ziyarete gelen misafire, cenazelerde ise cenaze törenine katılan eş, dost ve komşulara çeşitli yemek ve tatlılar ikram edilmektedir. Türk kültüründe düğünlerde konuklara yemek verilmesi ayrı bir önem arz etmektedir.

    Eski anlamlı bir adet, “DİŞ KİRASI”

    Osmanlı İmparatorluğu zamanında ise durum bambaşkaymış. Varlıklı aileler her gün kurdukları iftar sofralarında kalabalıkları ağırlar, pek çok kişiye sofralarını açarlarmış. Ev sahibinin iftara gelenlere “ayaklarınıza sağlık, sofralarımızı şereflendirdiniz” deme şekliyse diş kirasıymış. Konuklar iftarlarını yapıp karınlarını doyurduktan sonra kadife keselerde verilen hediyelerini ve altınlarını ev sahibinin teşekkürü olarak alırlarmış. Tabii diş kirasının bir amacı da durumu iyi olmayanlara, ramazanı da vesile ederek birazcık yardım etmekmiş. Diş kirasının miktarı ev sahibinin maddi imkanları doğrultusunda artıp azalabiliyormuş.
    Kaynaklar:
    (1) https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1209620